Salı, Ekim 01, 2013

Consumerization of IT ve IT'nin değişen rolü


Consumerization of IT kavramı bugünlerde herkesin dilinde. Kimileri Apple cihazların gittikçe yaygınlaşmasını, kimileri BYOD yani kişisel cihazların işyerinde kullanılmasını Consumerization olarak tanımlıyor. Her ne kadar çalışanlara kullanacakları cihazlar konusunda esneklik tanıma Consumerization’ın  bir parçası olsa da ben Consumerization’ı daha geniş kapsamlı bir konu olarak görüyorum. Bence konuya IT ile İş birimleri arasındaki ilişkinin son 20-30 yılda nasıl dönüştüğü açısından bakmak lazım.

1980’ler dönemi: “Benimle çalışmak zorundasın”:
Teknolojinin şirketlere yeni yeni girmeye başladığı, IT departmanlarının yeni kurulduğu dönemler; IT departmanlarının tek parti iktidarı dönemiydi. İş birimlerinde bir bilgi birikimi olmadığından, IT departmanları veri merkezleri ve networklerinin anahtarlarını ellerinde tuttuğundan IT’nin bilgisi ve onayı dışında şirketlerde IT ile ilgili sinek bile uçamazdı.
1990’lar dönemi: “Benimle çalışmaya ihtiyacın var`:
Zaman içerisinde hem kullanıcıların bilgi birikimindeki artış, hem üçüncü parti hizmet sağlayıcıların doğrudan iş birimlerine ulaşıp hizmetlerini tanıtabiliyor olması hem de IT bütçelerinin CFO ya da patronların kontrolü altında olmasıyla iş birimleri IT ile ilgili yatırım kararlarında daha fazla yer almaya başladı. Büyük ERP projelerinde her ne kadar süreçlerin sahibi departmanlar yavaş yavaş ürün seçimi gibi konularda aktif rol alsada sonuçta herhangi bir donanım ya da yazılımın şirkette kullanılmaya başlanması için IT’nin mutlaka dahil olması gerekiyordu. IT mutlak karar verici ve kural koyucudan yavaş yavaş karar komitelerinin parçası rolüne kaydı.
2005 sonrası dönem: “Benimle daha iyisini yapabilirsin”:
Son 5 yılda ise tüketici araçları tarafında inanılmaz bir değişim oldu. Artık tüketiciler şirketlerde kulandıklarından daha ileri teknolojileri günlük yaşamında kullanır hale geldi. Sadece cihaz olarak değil SaaS (Software as a Service), Bulut Bilişim gibi teknolojilerle iş birimleri IT’ye ihtiyaçları olmadan bir uygulamayı bulutta ayağa kaldırıp kullanmaya başlar hale geldiler. Bu son evrede, IT departmanlarının bir bölümü sert kurallar ya da engellemeler için bunun önüne geçmeye kalktı ki bu yaklaşım da geri tepti. Burada olması gereken IT yaklaşımı, iş birimlerine bu tip konularda IT’nin katılımının yaratacağı katma değeri anlatabilmek olmalı. Yoksa yapılanların tümü akıntıya karşı kürek çekmek olacaktır. IT departmanları olarak iş birimlerinin IT’yi by pass edip, bazı projeleri saklayıp doğrudan üçüncü partilere gitmelerini istemiyorsak onları engellemeye çalışmayacağımıza ilişkin güven yaratmamız lazım.

IT olarak bu evrede işbirimlerinin güvenini kazanmak ve bu dönüşüme hazır olmak için neler yapmalıyız:
Öncelikle şirketin IT politikalarına gözden geçir: Muhtemeldir ki şirketin IT politikaları en az 10 yıllıktır. O politikalar yazıldığında ne bulut bilişim, ne SaaS ne de bu kadar yoğun mobil cihaz kullanımı vardı. Güncel teknolojileri nasıl 10 yıllık politikalara uydururum diye bakmaktansa, politikalarımı nasıl bu teknolojilere uydururum diye bakmakta fayda var.
Kullanıcılara güven: Teknoloji kadar son kullanıcıların profili de değişti.  Birinci ve ikinci evreyi yaşamış CIO’lar büyük ihtimalle bilgisayarı ilk defa işyerinde görmüş kullanıcılara destek veriyordu. Bugün okuma yazma öğrenmeden bilgisayar kullanmayı öğrenen bir kuşak yetişiyor. İşe aldığımız Y kuşağı mensupları, belki bizim destek elemanlarımızdan daha fazla yeniliklerden haberdar. Kullanıcılara her an birşeyleri kırıp bozacak çocuklar gibi değil, kendi kişisel verimliliğinin nasıl artıracağını bilen yetişkinler olarak bakmamız gerekli.
Kullanıcıları dinle:  Hiçbir CIO ya da IT’ci tek başına gelişmekte olan tüm teknolojileri takip edip, uygulayıp, bu konularda uzman olamaz. Crowdsourcing’in gücüne inanmak lazım. Teknolojik açıdan ileri düzeyde kullanıcıların öneri ve yönlendirmelerini dinleyip, IT politika, araç ve hizmetlerini şekillendirmede bu önerileri dikkate alacak yeni yöntemler bulmak ve yerleştirmek gerekli.
Engelleme, yönlendir: Bunları yaparken tabiiki şirketin bilgilerini ya da işleyişini riske atacak sonsuz bir özgürlükten söz etmiyoruz. Ama “yapma” demektense “şöyle yaparsan daha iyi olur”a doğru bir söylem değişikliğine gitmeli.
Sonuç olarak Consumerization of IT kavramı aslında bazı yerlerde tüketicileşme olarak çevrilse de bence bireyselleşme ya da bireyin güçlenmesi olarak algılanmalı. Nasıl ki bireylerin tekil ya da kollektif gücü, internet ve sosyal medyanın da gelişmesi ile sosyal ve politik olaylarda, tüketici olarak şirketlerle olan ilişkisinde çok daha güçlü bir noktaya gelmişse, çalışanların şirket içindeki tüm kararlara, çalışma koşullarına etkisi de o oranda artmış durumda. Çalışanlar, hangi saatler arasında çalışacağını, nerede çalışacağını, hangi cihazlarla çalışacağını özgürce seçebilmek yani birçok konuda daha fazla söz hakkı istiyor.
Consumerization of IT, çalışma ortamının demoktatikleşmesinin IT’ye yansıması, yani bu demokratikleşmenin sonuçlarından birisi olarak görülmeli. IT’ciler olarak bunu başlatan da biz değiliz, önünde durabilecek olan da. IT’den beklenen bu dönüşüme yol açmak, hem bireyin hem de şirketin çıkarlarını gözetecek biçimde gerekli desteği vermek. Bu dönüşümle oluşacak yeni “iş ortamı”nda etkin ve söz sahibi olabilmek için değişime yön veren tarafta olmak önemli.

Yorum Gönder

Kitap: Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı

Kişisel gelişim kitaplarına oldum olası biraz mesafeli durmuşumdur. Hele hele mutlu olmanın formülünü ya evrene mesaj yollamak ya da daha fa...