Pazar, Temmuz 24, 2011

Kendini yönetmek - Peter F. Drucker

Geçenlerde Peter Drucker’ın bir makalesi elime geçti. Yönetim gurusu Drucker; önemli bir konuyu ele almıştı “Kendini yönetmek”. İnsan kaynakları departmanlarının sürekli hatırlattığı, biz çalışanların ise duymaktan rahatsız olduğu şu cümleyi Drucker da yinelemiş: “Artık firmalar çalışanlarının kariyerlerini planlamıyor, çalışan kendi kariyerini planlamaktan sorumludur.” Çalışanların bir çoğu yükselmek, yönetici olmak istiyor, hatta gözüne CEO’luğu kestiren kişi sayısı da az değil. İşte size fırsat önce kendi kendinizin CEO’su olun.

Güçlü yönlerim neler?
Nasıl ki işe yeni atanan bir CEO, yaygın stratejik yönetim yaklaşımları ile önce firmanın güçlü ve zayıf yönlerini tanımlamaya çalışıyorsa, kendi kendinin CEO’su olarak bizler de kendimizi gerçekten iyi tanımalıyız. Kendimizie değer katan güçlü yönlerimiz neler ve bize tehlike yaratabilecek zayıf yönlerimizin farkında mıyız?

Drucker güçlü ve zayıf yönlerimizi tanımamıza yarımcı olacak basit biröneride bulunuyor: Geri besleme analizi. Her önemli karar alışınızda, bu kararınızın sonucunda neler elde etmek istediğinizi bir kenara yazın. Aylar sonra gerçekleşen durum ile elde etmek istediğiniz sonuçları karşılaştırın. Özellikle hangi alanlardaki kararlarınız daha isabetli olmuş, hangi yetkinlikleriniz sizin istediğiniz sonuçlara ulaşmanıza yardımcı olmuş? Hangi verimsiz alışkanlıklarınız hedeflerinize ulaşmanızı engellemiş? Drucker bir başka önemli konuya da dikkat çekmiş. Yeteneğiniz olmayan alanlarda sıfırdan yetkinlik kazanmaya çalışmak yerine güçlü olduğunuz alanlarda yetkinliklerinizi mükemmelleştirmeye çalışın.

Nasıl öğreniyorum ve nasıl çalışıyorum?
Günümüzün sürekli değişen ortamında, hepimiz değişime ayak uydurabilmek için sürekli bir öğrenme halindeyiz. Yalnızca yenilikleri hızlı bir biçimde öğrenip hayatına ve işe uyarlayabilenler başarılı oluyor belki daha sert bir ifade ile ayakta kalabiliyor. Öğrenmek bu kadar önemli ise, en iyi nasıl öğrendiğimizi biliyor muyuz? Herkesin öğrenme yöntemi bir birinden farklıdır? Sizinki ne? Bilgiyi en iyi; okuyarak mı, başkasından dinleyerek mi yoksa birileriyle tartışarak mı anlayıp işliyorsunuz.

Artık hiç kimsenin tek başına kahraman olması münkün değil. Başkalarıyla birlikte çalışırken neleri doğru, neleri yanlış yapıyoruz? Özellikle kendi başınıza karar almada mı, karar vericilere önerilerde bulunmada mı daha başarılısınız? Stres ve belirsizlik altında mı yoksa öngörülebilir düzenli ortamlarda mı daha rahat çalışıyorsunuz?

Değerlerim neler?
Etik açıdan doğru ve anlamlı bir hayat sürmek için sizin için en önemli konular neler? Günümüzde şirketler net olarak kurumsal değerlerini tanımlıyor ve bunu hem çalışanları hem de dış dünya ile düzenli bir biçimde paylaşıyor. Kimi zaman bu değer tanımlamaları biraz kitabi laflar olarak kalabiliyor ama şirketin gerçek kültürü ve değerleriyle sizin değerlerinizin uyumu sizin o şirketteki başarınız için önemli. Aslında bunu sadece başarı için değil, genel olarak mutlu bir biçimde çalışıyor olmanız için önemli diye tanımlamak daha doğru. Zaten mutlu çalışmıyorsanız, çelişkiler içerisinde iseniz maalesef başarılı olma şansınız da az.


Nereye aidim ve çalıştığım yere ne katabilirim?
Son olarak da hangi tür ortamlarda en çok katkıyı yaratabiliriz onu düşünmemiz gerekli. Eskiden firmalar çalışanlarına detaylı bir biçimde neyi nasıl yapmaları gerektiğini söylüyordu. Detaylı talimatlar, prosedürler, iş tanımları altında çalışıyordu insanlar. Bugün bu resim de tamamen değişti. Artık çalışanın işe daha fazla katkıda bulunması, neyin nasıl yapılması gerektiği konusunda fikir üretmesi isteniyor. Bu yüzden de kişinin güçlü ve zayıf yönlerini, öğrenme yöntemini, başkalarıyla nasıl çalıştığını ve değerlerini keşfetmiş olması buna göre de hangi ortamların kendisi için en yüksek performansta keyif olarak çalışabileceği ortamlar olduğunu tanımlaması gerekli. Başarıyı yakalamanın ve en önemlisi sürekli kılmanın yolu buradan geçiyor Drucker’a göre.


Kitap: Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı

Kişisel gelişim kitaplarına oldum olası biraz mesafeli durmuşumdur. Hele hele mutlu olmanın formülünü ya evrene mesaj yollamak ya da daha fa...