Çarşamba, Aralık 28, 2005

Dış Kaynak Kullanımının Riskleri (Outsourcing'in Riskleri)

Yukarıda ifade edilen avantajlarının yanı sıra    Dış Kaynak Kullanımı yönteminin    işletmeler açısından bazı riskleri de söz konusudur.  Özellikle  hizmet sağlayıcı ile uyumlu bir organizasyon kültürünün oluşturulamadığı durumlarda başarısızlık kesindir. Tedarikçi işletme ile Dış Kaynak Kullanımından yararlanma yoluna giden işletme, ortaya çıkabilecek   sorunlara   karşı   ortak   bir  yaklaşım benimseyebilmelidir. Aksi halde sorunlar  işbirliğini olumsuz  olarak etkileyecek ve  işbirliği başarısız bir strateji haline dönüştürecektir.

Ayrıca Dış Kaynak Kullanımı yöntemi kararının hatalı verildiği, işletme için önem arz eden gizli bilgilerin rakiplerin eline geçtiği, Dış Kaynak  Kullanımı  kararının hayata geçirilmesinin zaman aldığı ve yetişmiş insan gücünün kaybedildiği durumlarda çeşitli dezavantajlar ortaya çıkabilmektedir. Söz konusu riskleri aşağıdaki gibi  özetlenebilir   (KARACAOĞLU, Korhan, Dış Kaynaklardan Yararlanma ve Teknoloji ile İlgili Dış Kaynaklardan Yararlanmanın Türkiye’de Bankacılık Sektöründe Uygulamaları ) 

Ana yetkinliğin kaybedilmesi

Başlangıçta işletmeler üretim süreçlerinin basit ve önemsiz görünen kısımlarını  Dış Kaynak Kullanımı yöntemi ile alıyor görülebilir. Ancak zaman içerisinde tedarikçi ürün ya da hizmetini beklenen kaliteden daha düşük seviyelerde sunmaya başlayabilir hatta tedarikçi bu hizmeti sunma isteğini kaybedebilir. Bu durumda işletmenin tekrar bu alandaki ihtiyacı kendi içerisinden sağlaması mümkün olmayacak ve yetkinlik kaybedilmiş olacaktır. (Strategic outsourcing Quinn, James Brian, Hilmer, Frederick G. Sloan Management Review ) 

Tedarikçi üzerindeki kontrolün kaybedilmesi

Dış Kaynak Kullanımı hizmetinden yararlanmakta olan işletme ile tedarikçinin önceliklerinin uyuşmaması ciddi sorunlara yolaçar. Dış Kaynak Kullanımı hizmeti tedarik etme konusunda deneyim sahibi işletmeler tedarikçinin operasyonel personeli ile dostça ilişki kurarken aynı zamanda  hizmeti veren işletmenin üst yönetimi ile de stratejik seviyede nüfüz ilişkisi kurar. Bundan dolayıdır ki NIKE Dış Kaynak Kullanımı hizmeti aldığı tüm tedarikçilerin yerleşkelerinde kendi temsilci personelini bulundurur ve tedarikçilerinin  üst düzey yöneticilerini sıklıkla Oragon ‘da genel merkezinde gelecek planları ile ilgili bilgilendirmek üzere biraraya getirir. Hizmetin sağlanmasında bir sorun oluştuğunda hem tedarikçinin  üst düzey yöneticileri kendi organizasyonuna, hem de NIKE temsilci personeli tedarikçi organizasyonunda birlikte çalıştığı kişilere kişisel baskı kurarak sorunun daha hızlı ve etkin bir biçimde giderilmesini sağlar.  (Strategic outsourcing Quinn, James Brian, Hilmer, Frederick G. Sloan Management Review) 

Gizli bilgilerinin rakiplere sızdırılması

Dış Kaynak Kullanımı yöntemini tercih eden işletme, belirlemiş olduğu stratejinin ve iş planlarının tedarikçi tarafından bilinmesi durumunda doğal  olarak bazı risklere de katlanmak zorunda kalmaktadır. Çünkü, Dış Kaynak Kullanımı konulu etkileşimlerde tedarikçi işletme, gizlilik  derecesi yüksek bilgileri öğrenebilmekte ve işletme ile tedarikçisi arasında herhangi bir anlaşmazlığın ortaya çıkması halinde, söz konusu gizli bilgiler  birer   koz   olarak   kullanılabilmektedir.

Nitelikli personelin kaybedilmesi

İşletmeler açısından nitelikli elemanların istihdamında ve buna süreklilik kazandırılmasında örgüt kültürünün, motivasyonun ve iş tatmininin büyük önemi bulunmaktadır. Bu bağlamda uzmanlık gerektiren alanlarda istihdam edilmek üzere personel tedarik edilmesi hususunda da Dış Kaynak Kullanımı yöntemine başvurabilmektedirler. Örneğin, iletişim sistemlerinin güncelleştirilmesi, işletmenin ve ona dış kaynak hizmeti sağlayan işletme personelinin belirli bir program dahilinde bir araya getirilmesini gerektirmektedir. Bu durumda tedarikçiye ihale edilmiş departmanlarda istihdam edilenler, işletme içerisindeki başka departmanlarda görevlendirilebilmekte veya yapılabilecek sözleşmeler çerçevesinde teadrikçiye transfer edilebilmektedir. Bu geçiş dönemi sonrası tedarikçi adına çalışan personel, genellikle eskiden çalıştığı işletmelere geri dönmemektedir. Nitelikli elamanların işletmenin  ayrılmasına neden olan bu süreç, aynı zamanda diğer departmanlarda çalışan personelin işletmeye olan bağlılıklarını olumsuz yönde etkilemektedir.Outsourcing, Türkiye ‘nin Dış Kaynak Kullanımı’nda Rehber Dergisi,Aralık-Ocak 2004

Dış Kaynak Kullanımının Dezavantajları (Outsourcing'in Dezavantajları)

Dış Kaynak Kullanımı yönteminden yararlanma işletmelere önemli faydalar sunmakla birlikte bazı riskleri de bünyesinde taşımaktadır. Bunlar işletmeler İçin ciddi maliyetler olabilmektedir.

Hazırlık Maliyetleri

Dış Kaynak Kullanım Yöntemi ‘nin uygulanması sırasında ortaya çıkan en önemli maliyetlerden birisi Hazrırlık Maliyetleridir. Dış Kaynak Kullanımı için hizmet sağlayıcı arayan işletmenin karşı karşıya kalacağı maliyetlerdir . 

·        Şartname oluşturma

·        Teklif toplama, değerlendirme

·        Hizmet içeriği ile ilgili anlaşma yapma

·        Sözleşme hazırlama ve onaylama

Kontrol maliyetleri

Birlikte çalışmaya karar verilen kuruluşun faaliyetlerini kontrol etme gerekliliği oldukça hassas bir konu olmaktadır ve dolayısıyla bu da bazı maliyetleri beraberinde getirmektedir. Dış kaynaklardan yararlanma faaliye­tinin başarısı bîr anlamda etkin bir kontrol mekanizmasının varlığına da bağlıdır, zira faaliyetin işletme misyonuna ve hedeflerine  uygun yapılmaması rekabet  rekabet avantajlarını olumsuz etkileyebilmektedir. Faaliyetin amacına uygun yürüyüp yürümediği diğer koşullara olduğu kadar tedarikçinin faaliyetlerine de bağlı olduğundan düzenli kontroller gerekli olup kontrol de bir maliyet unsuru olmaktadır.

Çalışanlar Üzerindeki Etkileri

Dış kaynaklardan yararlanma yoluna gidildiğinde işletmeler devre­dilen bazı faaliyetlerin işletme içerisinde yürütülmesini sağlayan personelin sayısının azaltılması yoluna gidebilmektedirler. Personel sayısında yapılan bir düzenleme de çalışanların bu durumdan huzursuz olmasını beraberinde getirmekte ve bu durum da bir etkinsizliğe neden olmaktadır.

Esneklik Kaybı

Sözleşme uzunluğu da işletmeler açısından üzerinde dikkatlice durulması gereken bir konudur. İşbirliği yapılan kuruluş uzun vadeli bir sözleşmeyle sabit bir gelire sahip olmak isteyebilir. Sözleşmelere, bu anlamda daima maliyet ve talep gibi bir takım değişen koşullan gözetecek esneklikler kazandırmalıdır. 

Dış kaynaklardan yaralanmanın görüldüğü gibi birçok avantaj ve dezavantajları vardır, ancak tekrar etmek gerekirse bu avantajların her biri işletmeler açısından birer dezavantaja dönüşebileceğinden işletmeler dış kaynaklardan yararlanma kararını dikkatli almak durumundadır.

 

Pazartesi, Aralık 26, 2005

Dış Kaynak Kullanımından Sağlanan Faydalar (Outsourcing'in Faydaları)

Temel yetkinliğe odaklanmak:

Temel yetkinlik, bir işletmeyi başka işletmelerden ayıran, işletmenin vizyonunu gerçekleştirmede temel rol oynayan, rakipler tarafından kolayca taklit edilemeyen, uzun vadeli başarının temeli olan bilgi, beceri ve yeteneği ifade etmektedir. (Koçel, 1998)

Temel yetkinlik kavramının ortaya çıkışı ve gelişmesi, stratejik dış kaynak kullanımının gelişmesini körüklemiş ve yönlendirmiştir. İş yaşamı gittikçe karmaşıklaştığından ve uzmanlaşma gereken alanlar derinleştikçe yöneticiler her alanda en iyi olamayacaklarını fark etmişlerdir. Üç beş alanın üzerine çıkıldığında daha odaklı çalışan rakiplerinin ya da tedarikçilerinin performansına ayak uyduramaz hale gelmektedirler. Her alan başlı başına bir yoğunlaşma, yönetim ve adanmışlık gerektirmektedir. (Quinn, J.B. & Hilmer, F.G. 1994). Bunun sonucu olarak da firmalar her işi kendileri yapmak yerine az sayıdaki temel yetkinliklerine odaklanıp, kaynaklarını bu yetkinlikleri koruma ve geliştirmeye böylelikle rekabetçilikleri arttırmaya odaklamaktadır. (Lacity ve diğ., 1994: Ramarapu ve diğ., 1997: Quinn & Hilmer (1994); Saunders (1997); Alexander & Young (1996); Kakabadse & Kakabadse (2002) )

İşletmeler kendilerine rekabet avantajı sağlayan bu temel yetenek ile ilgili işlerin dışındaki tüm işleri, başka işletmelere yaptırarak, yanı dış kaynak kullanarak, hem kaynak tasarrufu yapmakta hem de yapı olarak küçülmekte ve yalın hale gelmekte, hem de en iyi bildikleri iş üzerinde yoğunlaşma olanağı bulmaktadırlar. (Koçel, 1998)

Günümüzde iki yeni stratejik yaklaşım (temel yetkinlik ve dış kaynak kullanımı), uygun biçimde birleştirildiğinde firmaların yetkinlik ve kaynaklarını diğer stratejilere oranla çok daha etkin biçimde kullanmalarına olanak sağlamaktadır. (Quinn, J.B. & Hilmer, F.G. 1994)

Firmanın kaynaklarını, firmanın üzerinde uzmanlaştığı ve müşterisine farklılaştırıcı eşsiz bir değer yaratabildiği, belirli sayıdaki temel yetkinlik üzerine odakla

Bunların dışında kalan – uzun süreden beri içeride yapılan ve firmaya entegre olduğu düşünülen bazı işler de dahil olmak üzere – firmanın stratejik olarak kritik ihtiyacı ve özel uzmanlığı olmadığı tüm işlerde dış kaynak kullan (Quinn, J.B. & Hilmer, F.G. 1994).

Operasyon Maliyetlerinin Azaltılması

 Dış kaynak kullanımı hizmeti veren kurumlar müşterilerinin herhangi birinin tek başına sahip olduğundan çok daha büyük bir ölçeğe sahiptirler. Örneğin, birden çok firmanın siparişlerinin birleştirilmesi ile nakliye, gümrükleme, malzeme taşıma gibi maliyetleri azaltmak, kaynakları daha verimli kullanmak mümkün olmaktadır.

İşletmelerin temel yetkinlikleri ile ilgili faaliyetlerin dışındakilerde dış kaynak kullanması, işletmelere önemli rekabet vaantajı sağlamaktadır. DKK firmalarının ölçek, uzmanlık, deneyim gibi avantajları, bu firmaları cazip kılmaktadır. Bu nedenle, işletmenin yeni bir yatırım yaparak belli bir maliyete katlanmak yerine, gerçekleştirmek istediği faaliyeti tedarikçilere yaptırması maliyetler açısından önemli bir avantaj sağlayacaktır. (Lacity ve diğ., 1994: 14)

100’den fazla firma üzerinde PriceWaterhouseCoopers tarafından 1999 yılında yapılan bir çalışmada firmalar öncelikli olarak insan saylarını azaltma ve böylelikle kısa dönemli maliyet tasarrufları sağlamak için DKK’na yönelmekteydi. ((PriceWaterhouseCoopers, 1999). 90’lı yıllar boyunca yapılan çalışmalarda da genelde operasyonel maliyetleri azaltma en önemli etmen olarak ortaya çıkmaktaydı.

Ancak Kakabadse & Kakabadse tarafından 2002 yılında yapılan anket çalışmasının sonuçlarına göre firmalar %27 oranında mali operasyonel maliyetlerini azaltma, yine %27 oranında da üretim maliyetlerini azaltmak için DKK’ndan yararlandıklarını belirtmişlerdir. Ancak ilk sırayı maliyetlerde disiplini sağlama/ maliyetleri kontrol altına almak almıştır.

Ancak unutamamalıdır ki kimi zaman yöneticiler kendilerine nedenler sorulduğunda en güçlü neden olarak maliyeti göstermemelerine karşın maliyetinin daha yüksek olduğu durumlarda DKK’na sıcak bakmamaktadırlar.

Yatırım maliyetlerinin azaltılması/ Sabit maliyetin değişkene dönüştürülmesi:

İşletme bilgi sistemlerinin kurulması, yüksek maliyetli yatırımlar, çok sayıda insan gücü gibi gerekli kayakların sağlanmasında ilk maliyet çok yüksektir ve maliyet kapasite arttıkça göreceli olarak az artmaktadır.  Belirli bir sürecini destekleyecek sistemlerini kendisi için kuran her şirket bu sabit maliyetlere katlanırken, dış kaynak kullanımı şirketleri toplamda çok daha büyük bir havuzda erittikleri sabit maliyetleri müşterilerine yansıtmayabilmekte, dolayısı ile kapasite gereksinimi artıp azalırken kullanıcı esnek ve düşük bir maliyet modeli ile hareket edebilmektedir.

Maliyetlerin önceden bilinmesi:

Piyasalardaki ani dalgalanmalar ve talepteki değişimlerle başa çıkabilmek için şirketler farklı durumlarda maliyetlerinin nasıl değişeceğini önceden bilmek istemektedir. Buna ek olarak eğer firma bir pazara ilk defa giriyorsa o ülke ya da pazarın koşullarını önceden bilemeyeceğinden maliyetler açısından çeşitli sürprizler yaşayabilmektedir. Birçok şirket hem tecrübe hem de bilgi eksikliği sebebi maliyetlerini belirleme ve ileriye yönelik değişimi tahmin etmede zorlanmaktadır. Öte yandan hizmeti sunan firma alanında uzmanlaşmış, deneyim sahibi olmuş olduğundan risklerini daha iyi yönetebilmekte, maliyetini daha iyi hesaplayıp hizmeti alan firmaya taahhüt edebilmektedir.  Böylece, hizmeti alan firmaya hizmetin toplam sahip olma maliyeti konusunda çok ayrıntılı ve kesin bilgi verebilmektedir.

Belirlenmiş hizmet düzeyleri:

Dış kaynak kullanımı şirketleri müşterilerinin alacakları hizmetin bütün parametrelerini önceden belirleyebilmektedirler. Bu hizmet düzeylerinin sağlanamaması durumunda uygulanacak yaptırımlar da belirlenebilmekte, böylece taahhütlerin gerçekleştirilmesi güvence altına alınmaktadır.

Bilgi Teknolojilerini (BT) doğru kullanmak:

Günümüzde işletme yönetimi önemli ölçüde BT’ ye dayanmaktadır.  Dolayısı ile BT’nin doğru seçimi, uyarlanması ve yönetimi, rekabet edebilirliğe büyük katkıda bulunmaktadır. BT’ yi doğru kullanmayan firmalar süreçlerini etkin biçimde kontrol edememe, tedarik sürelerinin uzaması ya da aksaması, sistem içindeki stokların artması, entegrasyonun sağlanamaması gibi büyük sorunlar ile karşılaşabilmektedir.  Bu durum, BT uygulamalarını deneysel bir yaklaşımla ele almayı büyük bir risk haline getirmektedir.  BT’ni, etkin işletme yönetiminde hizmet alan firmanın iş hedeflerine uygun bir şekilde yönetmek dış kaynak kullanımı şirketlerinin sorumluluğudur; dolayısı ile bunu başaramadıkları takdirde bu şirketler önemli yaptırımlarla karşı karşıya kalırlar. Bu durum, dış kaynak kullanımı şirketlerinin sağladığı en önemli faydalardandır.

Geniş ve esnek kaynak havuzu:

Farklı alanlara yayılmış farklı hizmetlerin, farklı zamanlarda gerektirdiği farklı uzmanlık ve kaynaklar ancak geniş bir kaynak havuzundan sağlanabilir.  Bu havuzun bir şirket tarafından yönetilmesi de kaynak yönetimini, entegrasyonunu ve koordinasyonunu kolaylaştırmaktadır. Özellikle dönemsel ya da mevsimsel olarak üretim ya da dağıtım gereksinimleri artan firmalar için dış kaynak kullanımı firmaları büyük esneklik sağlamaktadır. Firmanın bu hizmetleri kendisinin yapması durumunda ya dönemsel darboğazlar ya da ölü dönemlerde atıl kapasite ortaya çıkmaktadır.

Kaynak sürekliliği:

İşten ayrılma, hastalık, izin gibi kaynak sürekliliğini tehdit eden durumlar ile mücadele edebilmek ve beklenmedik durumlar için önlem geliştirmek bir dış kaynak kullanımı şirketinin fazla ek kaynak gerektirmeden yönetebileceği konulardır.

Maliyet ve teknoloji risklerinin azalması:

Özellikle proje yönetimi hataları, yanlış teknoloji seçimi, kaynak yetersizliği, hedef yönetiminin olmaması gibi sebeplerle maliyetleri çok yükselebilen projelerde, bu konuda gerekli önlemleri almak ya da önlem alamadığı takdirde de sonucuna katlanmak müşteri şirketin sorumluluğu olmaktan çıkıp dış kaynak kullanımı şirketinin sorumluluğu haline gelmektedir.

Dış Kaynak Kullanımının Tanımı (Outsourcing Nedir?)

 

Dış kaynak kullanımı (DKK) (Outsourcing) kavramı 1980'li yıllardan itibaren ilk olarak kullanılmaya başlansa da bir yönetim stratejisi ve iş modeli olarak 1990'lı yıllardan itibaren yaygınlaşmaya başlamıştır.

Dış kaynak kullanımı en basit haliyle daha önce şirket içinde üretilen bir mal ya da hizmetin dışarıdan tedarik edilmesidir. (Lacity, M.C. Hirschheim, R, 1993.)

Bir başka tanıma göre ise “Şirketin devamlılık arz eden bazı içsel faaliyetlerini ve karar haklarını, bir anlaşmaya bağlı olarak, dışarıdaki tedarikçi firma veya firmalara devretmesi.” (Greaver (1999)) olarak ifade edilmektedir.

Dış kaynak kullanmak (to outsource) Oxford English Dictionary’de ilk kez 1979 yılında yer almıştır. Dış Kaynak Kullanımı (Outsourcing) ifadesi de 1981 yılında Business Week’te çıkan bir makalede ilk kez literatürde kullanılmıştır.  Oxford English Dictionary DKK’nı “Bazı mal ya da hizmetleri, bir sözleşme kapsamında organizasyonun dışındaki bir kaynaktan sağlama” olarak tanımlamaktadır.

DKK ile ilgili çeşitli araştımacılar, yazarlar ve kurumların yaptığı tanımlar aşağıda yer almaktadır:

Dış kaynak kullanımı, daha önce firma içerisinde yapılan/yönetilen bir işlemin ilgili insan kaynağı ile birlikte uzun süreli bir sözleşme kapsamında bir dış firmaya aktarılmasıdır. (Quelin & Duhamel, 2003)

Dış kaynak kullanımı bir organizasyonun belirli bir sürecinin sahipliğini bir tedarikçiye aktardığı durumda ortaya çıkar. Burada önemli nokta kontrolün de devrediliyor olmasıdır. Bu tanım dış kaynak kullanımını kontrolün ana firmada kaldığı, yani ana firmanın tedarikçiye neyi nasıl yapması gerektiğini söylediği geleneksel firma - tedarikçi ilişkisinden farklılaştırmaktadır. Dış kaynak kullanımında firma tedarikçiye işleri nasıl yapması gerektiğini değil hangi iş sonuçlarına ulaşmak istediğini söyler ve bu sonuçlara nasıl ulaşılacağını tedarikçiye bırakır. www.outsourcingcenter.com

Dış kaynak kullanımı, işletmenin kendisine rekabet avantajı sağlayan faaliyetlere odaklanmasına, kendi uzmanlık alanına girmeyen faaliyetleri ise bu konuda uzmanlaşmış organizasyon dışındaki işletmeler aracılığıyla gerekli kalite standartlarına uygun bir biçimde sağlamasına olanak sağlayan bir yönetim stratejisidir. (The Outsourcing Instute, 1997)

Organizasyonun içsel faaliyetlerinde amaç ve hedeflerin etkin bir biçimde gerçekleştirilebilmesi için ihtiyaç duyduğu üretim ve hizmetlerin tedarikinde işin bir kısmını veya tümünü dışsal tedarikçi ya da tedarikçilere devretme sürecidir. (Akomode ve diğ. 1998)

DKK gelişmeye başladığı ilk yıllarda herhangi bir mal ve hizmeti içeride üretme yerine dışarıdan satın alma ile ilgili tüm faaliyetleri kapsayacak biçimde tanımlanmıştır. Yani aslında üret-satın al kararının avantaj ve dezavantajlara bakılarak verilmesi biçiminde özetlenmiştir.

Ancak zaman içerisinde firmalar pazarda daha rekabetçi olmak için kendi en iyi yaptıkları işe odaklanıp, diğer konularda ise pazarda o işi iyi yapan diğer firmaların kaynaklarından yararlanmaya yönelmişlerdir. Böylelikle DKK operasyonel ya da taktik düzeyde basit bir satın alma kararı ve işleminden uzaklaşıp stratejik bir yönetim aracı olarak tanımlanmaya başlamıştır.

Günümüzde iki yeni stratejik yaklaşım, uygun biçimde birleştirildiğinde firmaların yetkinlik ve kaynaklarını diğer stratejilere oranla çok daha etkin biçimde kullanmalarına olanak sağlamaktadır. (Quinn, J.B. & Hilmer, F.G. 1994)

Firmanın kaynaklarını, firmanın üzerinde uzmanlaştığı ve müşterisine farklılaştırıcı eşsiz bir değer yaratabildiği, belirli sayıdaki temel yetkinlik üzerine odakla

Bunların dışında kalan – uzun süreden beri içeride yapılan ve firmaya entegre olduğu düşünülen bazı işler de dahil olmak üzere – firmanın stratejik olarak kritik ihtiyacı ve özel uzmanlığı olmadığı tüm işlerde dış kaynak kullan.

Stratejik ve stratejik olmayan dış kaynak kullanımı ayrımında iki kriter önemlidir: (Alexander, M & Young, D. 1996)

Firmanın stratejik düzeyde bir dış kaynak kullanımı politikası var mı?

Ana etkinliklerinden (core activities) herhangi birini de dışarıya vermeyi değerlendirir mi?

Sözü edilen ana etkinlikler dört farklı anlamda işler  için kullanılmaktadır:

  • Geleneksel olarak çok uzun süreden beri içeride yapıla gelmiş işler
  • İş performansı açısından kritik işler
  • Rekabet avantajı sağlayan ya da sağlama potansiyeli bulunan
  • İşletmenin büyümesini, yeni buluşlar yapmasını ve canlanmasını sağlayacak etkinlikler

Türkçe kaynaklarda “Dış kaynak kullanımı” terimi ile aynı anlamda olarak

  • Dış Kaynaklardan Yararlanma
  • Outsourcing
  • Dışsal Tedarik
  • İşi Dışarıya Verme

terimleri de kullanılmaktadır. Türkçe literatürde DKK özellikle stratejik bir yönetim yaklaşımı olarak incelenmiş olduğundan Stratejik Dış Kaynak Kullanımı kavramı ile aynı anlamda tanımlanmıştır. Türkçe kaynaklardaki tanımlardan bazıları şunlardır:

İşletmelerin sadece kendi sahip oldukları yetenek ve becerileri esas alan işleri yapmak istemeleri veya öz temel yetkinliklerinin (core competence) kullanılmadığı alanlarda başka işletmelerden yararlanma eğilimine gitmeleridir. (Koçel, 1998).

Dış kaynaklardan yararlanma, işletmelerin kendilerine rekabet alanı sağlamak için öz yetenekleri ile ilgili işleri kendilerinin yapması, öz yetenekleri dışında kalan işleri, o konuda uzman işletmelerden tedarik etmeleri biçiminde tanımlanabilir. (Ertürk, 1998)

Dış Kaynak Kullanımını (Outsourcing'i) Ortaya Çıkaran Gelişmeler

Dış Kaynak Kullanımını  (Outsourcing’i) Ortaya Çıkaran Gelişmeler

Dış Kaynak Kullanımından yararlanma, stratejik yönetimin doğal bir sonucudur. Yani stratejik yönetim yaklaşımını ortaya çıkaran bazı gelişmelerin dış kaynaklardan yararlanmanın yaygınlaşması açısından özel bir öneme sahip olduğu söylenebilir. Bu konuda etkili olan belli başlı gelişmeler, aşağıda ele alınmıştır.

Küreselleşme

21. yüzyılda örgütlerin karşı karşıya kaldığı en önemli sorun, yurt içi ve yurt dışı işletmelerle nasıl rekabet edecekleri ve bunlara karşı nasıl yetkinleşecekleridir. 1980'li yıllarda yaygınlaşmaya başlayan küreselleşme kavramı, günümüzde devamlı olarak etkisini arttırmakladır. Küreselleşme, dünya devletlerinin ekonomilerinin bütünleşmesini ve ülkelerarası sınırların etkisinin azalmasını, böylelikle de mal ve sermaye akışının kolaylıkla sağlanmasını ifade etmektedir. Küreselleşmenin ortaya çıkışının ve yaygınlaşmasının önemli nedenleri; liberal hükümet politikaları, haberleşme ve ulaşımın gelişmesi, çok uluslu işletmeler ve bölgesel birliklerin gelişmesi, kaynakların optimal dağılımını sağlamanın önemli hale gelmesi, gelişmiş ülkelerin menfaatleri ve yeni pazarlara ulaşma çabaları olarak belirtilebilir.

Küreselleşmenin etkisiyle birlikte, rekabet de globalleşmekte ve artmaktadır. Günümüzde uluslararası rekabeti yeterli bir biçimde karşılayamama yüzünden, A.B.D.'de her yıl 600.000 kişinin işini kaybettiği belirtilmektedir (Satwik Seshasai andAmar Gupta, 2004).  Böylesi bir ortamda, insan kaynaklan yönetimi, yabancı üreticilerle etkin bir biçimde rekabet etmede kritik bir rol oynamaktadır.

Artan rekabet ve küreselleşme, işletmelerin kendi tedarikçilerini birer ortak olarak görmelerini, yakın bir işbirliği içinde müşterilerine kaliteli ürün veya hizmet sunmaya çalışmalarını sağlamakta, bu noktada dış kaynaklardan yararlanma, global bir ortamda Önemli bir rekabet aracı haline gelmektedir.

Hızlı Değişim

Günümüzde işletmeler, değişimin sabit olduğu bir çevre içerisinde faaliyet göstermektedir. Bu örgütlerin varlıklarını sürdürmeleri ve başarılı olabilmeleri için, değişime hızlı ve etkin bir biçimde uyum sağlamaları gerekmektedir.  Örneğin İnsan kaynakları yönetimi, değişimi etkin olarak yanıtlama sisteminin odak noktasında bulunmaktadır. Çünkü, değişimin odağında insan unsuru vardır.

Uluslararası rekabetin güçlenmesi ve sürekli değişim ihtiyacı işletmelerin esnek bir yapıya sahip olmasını ve verimliliklerini arttırmasını zorunlu kılmaktadır. Üretimin, çalışma şeklinin ve sürelerinin esnekleştirilmesi ile, işletmelerin maliyetleri düşmekte, verimlilikleri artmakta, ani talep değişikliklerine uyum yetenekleri artmaktadır. Bu doğrultuda dış kaynak kullanımı, şiddetlenen rekabet ortamında işletmelere esneklik ve rekabet avantajı kazandırmaktadır.

Teknolojik Gelişmeler

Günümüzde teknoloji birçok alanda hızla gelişmektedir. İşletmeleri en çok etkileyen alan, bilgi teknolojisindeki gelişmelerdir. Yeni teknolojilerin işletme üzerinde çeşitli etkileri vardır.

Teknolojik gelişmeler, işletmelere bir yandan çeşitli kolaylıklar ve esneklik sağlarken, diğer yandan yüksek alt yapı harcamaları ve bilgi işlem alanında uzman olan çalışanların gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Genel olarak işletmenin teknolojik altyapısının oluşturulması ve güncellenmesi, uzmanlık gerektiren bir alandır. Esas faaliyet alanı bilgi işlem teknolojisi olmayan işletmeler, teknolojik gelişmeleri etkin bir biçimde takip etmede ve uygulamalarında bu gelişmelerden yararlanmada zorlanmaktadırlar. Bu sebeple, bilgi işlem teknolojisinde dış kaynaklardan yararlanma, gittikçe önem kazanan ve yaygınlaşan bir uygulamadır.

Aynı şekilde işletmelerin teknoloji yönetimi alanında  bilgi sistemlerinin oluşturulması ve işletilmesinde dış kaynak kullanımından yararlanma oranları  giderek artmaktadır.

Bunun dışında; genel olarak üretim ve yönetim alanında yararlanılan teknolojilerin, yani donanım, araç, yol ve yöntemlerin gelişmesi de, söz konusu teknolojilerin temini konusunda dış uzmanlıklardan yararlanma gereğini ortaya çıkarmaktadır. Çünkü, gelişmiş teknolojiler daha nitelikli elemanlar gerektirmekte, buna karşılık bu niteliklere sahip işgücü açısından genelde bir yetersizlik söz konusu bulunmaktadır.

Rekabetin Artması

Rekabetin sürekli olduğu bir çevrede,  işletmeleirin tedarikçilerini ne etkinlikte kullandığı, odaklanma kabiliyetinde önemli bir role sahiptir. İşletme, çevresel fırsatları yakalamada ve tehditleri etkisiz hale getirmede, stratejik ortaklarının yeteneklerinden etkin bir biçimde yararlanırsa, rakiplerine karşı güçlü olacaktır. İşletmenin Dış Kaynak Kullanımı politikaları, maliyetleri kontrol ederek, kaliteyi arttırarak ve ayırtedici yetkinlikler ortaya çıkararak işletmenin rekabet etkinliğini belirleyecektir.

Rekabette  avantaj sağlamanın önemli bir yolu da , düşük maliyetler ve güçlü bir nakit akışı sağlamaktır. Bu noktada maliyetlerinin kontrol altında tutulması önem taşımaktadır. Dış Kaynak Kullanımı, maliyetlerinin kontrol altında tutulmasında etkili bir yol olarak önem taşımaktadır.

Rekabet avantajı kazanmanın bir yolu da, sürekli kalite arttırımıdır. İletişim teknolojisindeki gelişmeler, globalleşme, bilgi işlem teknolojisindeki gelişmeler ve  rekabetin artması gibi gelişmeler müşteri memnuniyetini sağlamayı temel faktör haline getirmiştir.

Müşteriye daha ucuz, daha kaliteli ve daha hızlı mal ve hizmet sunmak, tüm işletmelerin temel hedefi olmuştur. Bu yüzden işletmelerin kendi iç işleyişlerini yeniden düzenlemeleri, bazı faaliyetlerinde dış kaynaklardan yararlanmaları veya diğer şirketlerle stratejik birlikler oluşturmaları gibi uygulamalar yaygınlık kazanmaya başlamıştır

 

Kitap: Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı

Kişisel gelişim kitaplarına oldum olası biraz mesafeli durmuşumdur. Hele hele mutlu olmanın formülünü ya evrene mesaj yollamak ya da daha fa...