Pazar, Ocak 23, 2011

Crowdsourcing - Kalabalıkların Gücü Bir İşin Geleceğine Nasıl Şekil Verebilir?

Bilirsiniz yılbaşı dönemi, tüm firmaları bir ajanda hazırlama ve yollama telaşı kaplar. Her firma, geçen yılkinden farklı olsun, yaratıcı bir izlenim versin endişesiyle bence gereğinden fazla emek ve para harcar bu işe. Ne yazık ki bu cicili bicili ajandaların sonu çöp kutusu olur bir süre sonra. Koçsistem çok güzel bir uygulama yaparak kendi sektörüyle ilgili kitapları yolluyor yılbaşında. İşte Crowdsourcing Kalabalıkların Gücü böyle geçmişti elime.
Crowdsourcing, (kitlesel kaynak kullanımı, kalabalık ya da topluluk kaynak kullanımı olarak da Türkçeleştirebiliriz) ilk olarak kitabın yazarı Jeff Howe tarafından editörü olduğu Wired dergisinde kullanılmış. Bu kavram; bir zamanlar profesyonellere ait bazı işlerin, biraz boş zamanı, öğrenme isteği ve internet bağlantısı olan kalabalıklar tarafından yapılabilir hale gelmesini tanımlıyor. Yani tüketicilerin edilgen bir konumdan daha etkin bir hale geldiği, okurluk'tan yazarlığa, dinleyicilikten fikir ve eser yaratıcısına dönüştüğü yeni bir dünyanın genel tanımı da diyebiliriz.
Konuyu biraz daha somutlaştırmak için Türkiye'den ve dünya'dan kalabalıkların katılımıyla oluşmuş örnekleri incelemekte fayda var. Sizce Ekşi Sözlük'ün başarısının arkasındaki güç nedir? Ekşi sözlük bir kişinin ya da bir grup yazarın hazırladığı profesyonel bir site olsaydı bu kadar başarılı olabilir miydi? Hangi sinema sitesi imdb.com'daki içerikle yarışabilir. Kaç kişilik bir yazar kadrosu ile dünya üzerinde vizyona giren yüzlerce filmi anında izleyip, yorumlayıp, derecelendirebilirsiniz?
Şu bir gerçek ki Türkiye'de ve Dünya'da birçok insan yapmaktan zevk aldığı işlerde çalışmıyor. Hatta birçok kişi eğitimini aldığı kendi uzmanlık alanları dışındaki işlerde çalışıyor. Bu işler belki kişilerin temel ihtiyaçlarını karşılamaları için gerekli geliri sağlıyor ama işin manevi tatmin kısmı eksik kalıyor. Howe kitabında kişilerin genel eğitim ve refah düzeyinin artması ile birlikte kendilerini gösterme, manevi tatmin, yararlı olmalı, saygı duyulma ve bilinir olma gibi daha farklı ihtiyaçlar içinde olduklarından söz ediyor. İşte internet ortamı insanlara bu ihtiyaçlarını karşılamak, zevk aldıkları işleri - karşılığında hiçbir kazanç elde etmeyeceklerinin bilseler bile - yapmalarına olanak sağlıyor. Ekşi sözlükte saygı duyulan bir yazar olmak, yüzlerce takipçisi olan bir blog yazarı olmak, sensei kademesine erişmiş bir programcı olmak birçok durumda binlerce liralık aylık gelirden daha fazla tatmin sağlıyor.
Konuya bir de şirketler crowdsourcing'den nasıl yarar sağlayabilir diye bakarsak, Turkcell'in "çekim gücü" kampanyasını güncel ve başarılı bir örnek olarak ele alabiliriz. Turkcell her koşul ve ortamda ulaşılabilir olmayı, yani kapsama alanı ve çekim gücünün yüksekliğini kendi reklam ajansının hazırladığı profesyonel reklamlarla değil, bizzat kullanıcıların kendilerinin çektiği amatör reklamlarla vurgulamayı tercih ediyor. Kullanıcılar; Erciyes'in doruğundan, karlar altındaki ücra bir köye kendi hikayeleri ile Turkcell'in kampanyasına katkıda bulunuyorlar. Burada Turkcel öncelikle yüzbinlerce kullanıcısının binlerce fikrinden en iyi 3-5 tanesine yüksek bir maliyete katlanmadan ulaşmış oluyor. Buna ek olarak televizyon'da yayımlanmasa da yüzlerce amatör reklam filmi sosyal medya ortamlarında paylaşılıp yine ücretsiz olarak mesajın kulaktan kulağa yayılmasına katkıda bulunuyor. Hem de inandırıcılık ve gerçekçilik açısından kendi ajansının çekeceği süper kaliteli bir reklam filminden daha doğal ve etkin olarak.
Yukarıdaki örnekler daha çok içerik ile ilgili olsa da kitapta, P&G'nin ar-ge departmanı tarafından çözülemeyen bazı sorunların, internet'te kalabalıklarla paylaşılıp amatör ya da yarı-amatör bilim adamlarından çözüm için nasıl destek alındığından da söz ediliyor. Hatta şirket burada sunulan çözümleri kendi üretim sürecinde hayata geçirirse fikir sahiplerine çeşitli ödüller de veriyor. Türkiye'de de bizim bölümden (İTÜ Endüstri) mezun genç arkadaşlarımızın kurduğu acikinovasyon.com diye bir siteye rastladım. Burada firmalar güncel bazı sorunları ya da fikir arayışlarını kalabalıklarla paylaşıyor ve hayata geçirilen önerilere de çeşitli ödüller veriyorlar. Daha iyi anlaşılması için şu anda sitede yer alan çağrılardan bir örnek vereyim: "Çocukların meyveli yoğurdu daha fazla tüketmek istemeleri için ne gibi yenilikler yapabiliriz?" Görünen o ki crowdsourcing inovasyon anlayışı ve yöntemlerini de derinden etkileyecek.
Crowdsourcing'e karşı getirilen eleştirilerden bir tanesi de aslında üretilen fikir ve içeriklerin genelde bir birini tekrar eden, vasatın altında şeyler olduğu yönünde. Yani bir yandan da bir fikir ve bilgi kirliliği oluştuğu bunların arasından da işe yararları bulmanın çok kolay olmadığı hatta bazen de sonucuna değer olmadığı yönünde. Kalabalıkların gücüne inananlarsa bu kirlilik suçlamasını kabul etse de milyonda bir bile iyi bir fikrin üretilmesinin yüzmilyonlarca kullanıcının olduğu internet ortamı için çok sayıda değerli fikir ya da çözüm anlamına geldiğini savunuyor.

Bugün özellikle satış sonrası destek süreçlerinde birçok yazılım firması kendi destek ekibinin yanı sıra, kullanıcıların birbirlerine yardımcı olması, sık karşılaşılan sorunlar ve çözümlerine ilişkin bir veri tabanı oluşturulması amacıyla forum ve blog ortamları oluşturuyor. Sonuçta birçok kişi sorunun çözümünü bu gruplarda yer alan tartışmalarda ve blog postlarında arıyor. Nasrettin Hoca'nın "bana damdan düşen birini getirin" demesi gibi kurumsal sitelerdeki klişe çözüm önerileri yerine, aynı sorunu bizzat yaşamış kişilerin yönlendirmelerini daha uygulanabilir ve samimi bulunuyor.
Sonuç olarak crowdsourcing toplulukların ortak iş yapması, ortak fikir üretmesi ve hatta bir adım daha ileri gidersek daha demokratik bir yapıya dönüşmesi için etkin bir yöntem olarak hayatımızda yerini aldı bile. Şirketlerin bunu tüketicileri ile iletişimlerini ve bağlarını güçlendirmek, sorunlarına birlikte çözüm aramak için nasıl kullanacaklarına yönelik yöntemler ve yaklaşımlar geliştirmesi gerekli. Ancak bunu yaparken şu da unutulmamalı ki topluluklar hatalara karşı çok acımasız ve hızlı tepki verebiliyor. Fikir ve emeklerinin sömürüldüğünü, gereken saygıyı görmediklerini hissettikleri anda ya o ortamı terkedip firmayı yalnız bırakıyorlar ya da daha kötüsü bir anda firmanın karşısında yer alabiliyorlar. Bu ince dengeyi koruyarak hareket edebilen firmalar için ise crowdsourcing yakın geleceğin en renkli alanlarından birisi olacak gibi.
Yorum Gönder

Kitap: Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı

Kişisel gelişim kitaplarına oldum olası biraz mesafeli durmuşumdur. Hele hele mutlu olmanın formülünü ya evrene mesaj yollamak ya da daha fa...